10 Mart 2012 Cumartesi

Kayip Gul - Serdar Ozkan



Benim okudugum baskinin uzerinde soyle yaziyor: “36 dilde, 40`i askin ulkede, 230.000 adet.” “Simyaci, Kucuk Prens ve Marti`yi sevenlerin mutlaka okumasi gereken bir kitap.” “Turk`s Little Prince charms the whole world.”

Kitap oyle bir dille yazilmis ki, okurken sanki Ingilizce`den Turkce`ye cevrilmis hissine kapiliyor insan. Sanki Turk bir yazar kendi dilinde yazmamis kitabi. Sanki cevrilebilmesi kolay olsun, uluslararasi olabilsin diye kasitli olarak boyle. Bence bu basit dil Turk edebi eseri olmaktan cikariyor kitabi. Uluslararasi hale getiriyor. Belki de bu dusunulerek yazildi. Tabi ki ayni zamanda kolay okunmayi da beraberinde getiriyor. Gercekten bir oturusta bitirilebilecek gibi duruyor. Her ne kadar ben hicbir kitabi bir oturusta bitirmemis olsam da, tahminim bunu bitirenler olacaktir.
 Tek cumleyle soylemek gerekirse bir icsel yolculuk hikayesi. Ana karakter Diana fiziksel anlamda da, icsel anlamda da bir aydinlanma yolculugu yasiyor. En sonunda da okudugumuz kitabin yazari haline donusuyor. Artemis yani Diana ego, Mary yani Meryem ise ruhu temsil ediyor. Benzetmeler uzerinden insanin celiskili ic dunyasini inceliyor yazar. Bir tarafta egomuz, diger tarafta ruhumuz. Biri hep “ben” diyen kibirli taraf, digeri ise naif ve alcakgonullu. Biri gosterisli, digeri sade. Guller varligimiz, saksi bedenimiz, kokumuz da ruhumuz oluyor. Kokumuzu kaybettigimizde yasamin da bir anlami kalmiyor. Kokumuz, yani ruhumuz ve heyecanlarimiz, biz buyudukce kayboluyor. Buyudukce duslerimizi unutuyoruz, unutturuyorlar, baskalarinin istedigi kisiler oluyoruz. Bu “baskalari” ndan cok bahsediyor yazar. Baskalarinin soyledikleri yuzunden, “millet ne der” diye hep kaybettigimiz icimizdeki o cocuktan bahsediyor.

Aklimda kalan anlara/cumlelere gelince:

Ressam Mathias sahilde karsilikli iki kayadan havalanan iki marti gorur. Martilar denize dogru alcalir, ikisi de suya carpmalarina az bir mesafe kala ani bir manevra ile beraber goge dogru yukselirler. Iki marti da onceki durumlarina yalniz baslarina var olabilmislerdir. Mathias buradan kendi hayatina ait bir ders cikarir. Daha onceki iliskilerinin neden hep bittigini anlar: “Baglanabilmek icin, once bagimsiz olmak gerekir”

Diana`nin cok sevdigi cikolatali kurabiyeyi en sona birakmasi, tabakta duran kurabiye icin Mathias`in gelecek yorumu: “Gelecek el degmemis gecmisten baska birsey degildir. Cikolatali kurabiyen el degmemis olarak gecmiste kaldi”.


Londra - 10 Mart 2012